Ana içeriğe atla

 


Montaigne Denemeler Kitabından Not Defterinde Kalanlar “İnsan”

“…

En zavallı, en Allahlık insanlar bile akıldan yana paylarına razıdırlar. Tabiatın insanlara en adilce dağıttığı nimet akıldır derler çünkü hiç kimse akıl payından şikayetçi değildir.

Herkesin gözü dışardadır; ben gözümü içime çevirir, içime diker, içimde gezdiririm. Herkes önüne bakar, ben içime bakarım: Benim işim gücüm kendimledir. Hep kendimi seyreder, kendimi yoklar, kendimi tadarım.

“Kimse kendi içine inmeye çalışmaz.” Bense kendi içimde yuvarlanıp gidiyorum.

Yakından tanıdığımız zevkler ve iyiler, kötülük ve zarar karışımından bağışık değildir.

“Zevklerin karışımından bile, bilmem hangi acı fışkırıyor; çiçeklerin arasında bile, ruhumuzu saklıyor.”

“Sevincin kendisi bile, ılımlı olmadıkça, kendini yıkıyor.”

Ben kişisel olarak, bir insanın melankoli ile beslenmesinde bir eğilim, bir onay ve gönül hoşluğu var sanıyorum. Tutkunun ötesinde diyorum, melankolinin içinde bize gülen ve bizi okşayan bir şekerlemenin, bir inceliğin gölgesi var.

“Biraz da zevk var gözyaşlarımızda.”

İnsan her yerde ve tümüyle yalnızca parçalardan ve karışık renklerden yapılmıştır.

“Karşılıklı çelişkiler içinde yuvarlanan akıl, aptallaştı.”

Tüm koşulları ve sonuçları araştıran ve kavramak isteyen kişi, kendi seçimini engeller. Küçük bir yetenek bize yeterlidir. Hem küçük hem de büyük işleri aynı zamanda gerçekleştirebiliriz. Yargım her zaman ileri doğru gitmiyor; dalgalanıyor, sağa sola dönüyor. Aklı da bilgisi de aynı anda ısınır.

Kendini beğenmişlik bizim ilk doğal hastalığımızdır. Göğün altında ne varsa diyor bilge, yasa ve yazgı ile yürür. Nesnelerin görüntülerini yargılamak için etkili bir araç gerekiyor. Düşünce ve görünüm, nesnenin nitelikleri değildir, sadece duyuların izlenimi ve duyumsamalarıdır.

Eğer insanın varlığını kavramak isterseniz, bir avuç suyu avuçlamaya benzer; akışkan bir şeyi ne kadar sıkı kavramak istersek, kavramak istediğimiz şeyi, kavramak istediğimiz oranda yitiririz. İnsan aynı ırmağa iki kez girmez. Doğmaya başlayan, hiçbir zaman tam olgun bir varlık olamaz, çünkü bu varlığın oluşumu hiç tamamlanmaz, hiçbir zaman bir uçta durmaz, tohumdan itibaren değişir dönüşür.

Hiçbir şey kendinde kalamıyor; her şey dönüşüyor, doğa her şeyi değişime zorluyor.

“Yalnız ateşin ölümü suyu doğurur ve biz bunu kendi içimizde de görürüz.” Bugün dünü öldürmüştür, yarın bugünü öldürecektir. Dönüşüme uğrayan aynı kalmıyor ve eğer aynı değilse, artık o kendisi değildir. Varlık değişince o kimsenin yerini de başka birisi alır.

Benim değer biçtiğim bir şey varsa o da insanın kendi eksikliğine hiçbir zaman değer biçmemesidir. Yabancı yapıtların bilgisini, stilini ve benzeri yanlarını, ancak kendi yapıtlarımızı aştığında kabul ediyoruz. Yalnız kitaplara dair yargılama gücü ile uğraşan bilginler, bilginin başka değerini bilmezler. Doğanın en eşit biçimde paylaştırdığı şey, sağduyudur.

He insan kendi önüne bakar; ben kendi içime bakıyorum. Yalnız kendimle işim var, durmadan kendimi düşünüyorum, kendimi denetliyorum, kendimin zevkini çıkarıyorum. Diğer insanlar hep başka yere gidiyor; elbette eğer yerinde düşünüyorlarsa ileri gidiyorlar.

Birbirinden ayrı gerçeklere akıl bir gerekçe bulabiliyor. Akıl iki kulplu bir kaptır; sağından da solundan da tutabilirsin. Bir kusur gerçekten kusursa ve iğrençse, tüm yargı onu suçlar. Kötülük, zehrinin çoğunu kendisi yutar. Kötülük, tıpkı bir yaranın deride yaptığı gibi, ruhta pişmanlık bırakır; ruh her zaman bundan rahatsızlık duyar ve kanar. Çünkü akıl, diğer üzüntüleri ve yaraları siler ama pişmanlık üzüntüsü içimizde doğduğu için, akıl onu yeniden canlandırır.

Kuşkusuz iyi olmayı biz kendi içimizde kutlarız; soylu bir gurur, insan vicdanına eşlik eder. Gözü pek kusurlu bir ruh, belki de güvenliğini sağlamış olabilir ama hiçbir zaman mutlu olamaz.

…”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  Montaigne Denemeler Kitabından  Not Defterinde Kalanlar “Çocukluk” "... Çocuğun gidişine inmek ve ona kılavuzluk yapmak, yüksek ve güçlü bir ruh ister. Öğretmen öğrenciye yalnızca derste geçen sözcüklerin hesabını sormamalı, ayrıca anlamını ve özünü de sormalıdır; öğrenci yargısını kendi belleğinin kanıtı değil, kendi yaşamında nasıl yararlanacağı düşüncesine göre vermelidir. Yenilen bir yemeği olduğu gibi çıkarmak, sindirim güçlüğünün ve özümlemenin başarısızlığının kanıtıdır. Öğretmen her şeyi süzgeçten geçirerek öğrenciye aktarmalı, yalnızca kendi yetkisi ve güvenine dayanarak öğrencinin zihnine bir şey yerleştirmemelidir. Yalnızca aptallar kendi görüşlerine bağlı kalarak karar alır. “Öğrenmek kadar kuşkulanmak da hoşuma gidiyor.” Ruha düşen daha çok zevkleri koruyup geliştirmek, onları katılıp karıştırmaktır; yönetim görevi ondadır çünkü. Ruhun yapacağı bir şey de bence, kendine özgü zevkleri bedene tadabileceği kadar tattırıp benimsetmek, bu zevklerin ona tatlı ge...
  Montaigne Denemeler Kitabından Not Defterinde Kalanlar “Yaşam” "... Senin konuşma figürlerin çok yoğun. Herkes beni kitabımla tanıyor, kitabım benim içimde. Herkes kitabımda beni, bende kitabımı görsün. Güzel ruhlar bir dili kullandığı zaman, ona değer katıyor. Yeni bir sözcüğü ele geçirmek için, çoğu zaman daha güçlü, daha canlı ve kullanılan bir sözcüğü terk ediyorlar. Düşünürler ve sanatçılar sözleri ve yazılarıyla dile değer katarlar. Dile yenilikler getirmekten çok onu bükmek, imkanlarını çoğaltmak, gücünü artırmak biçiminde yaparlar. Yeni kelimeler getirmekle değil, kelimeleri zenginleştirerek anlamlarını ve kullanımlarını genişletir, derinleştirir, onlara bilinmedik tatlar katarlar. Bunu ustaca yaparlar. Bu herkesin harcı değildir. Bilimler de her şeyi biraz fazla inceltiyorlar. Herkesin bilebildiğini tabii yoldan çıkarıp bambaşka yapmacıklı bir kılığa sokuyorlar. Ben olsam onlar gibi tabiatı sanatsallaştıracak yerde sanatı tabiileştirdim. Felsefeyi içeren ruh, bede...
  Kitap Kılavuzu: Okuma Dünyasını Keşfetmek İçin Rehberiniz Okuma alışkanlığının geliştirilmesi, genellikle bireylerin çeşitli metinleri geniş çapta okumaya ve eleştirel bir şekilde analiz etmeye teşvik edildiği ortamlarda başlar. Güçlü bir okuma alışkanlığı, bireylerde okuma sevgisini geliştirebilir. Bir kişi düzenli olarak kişisel zevk, bilgi veya eğitim amacıyla kitaplar, makaleler, gazeteler veya herhangi bir metni okuyorsa, okuma alışkanlığı kazanmaya başlamış demektir. Okuma alışkanlığının geliştirilmesinin birçok avantajı vardır, bu da dil becerilerini geliştirmek, bilgiyi genişletmek, eleştirel düşünmeyi artırmak ve stresi azaltmak gibi faydaları içerir. Bir kişi okumayı günlük veya haftalık yaşamının bir parçası haline getirdiyse ve yazılı metinlere rutin ve düzenli olarak ilgi gösteriyorsa, kalıcı bir okuma alışkanlığı geliştirmiştir. Artık okuma konusunda tutarlı davranmaktadır ve okuma alışkanlığı kazanmak, yaşam boyu sürekli öğrenme ve kişisel gelişimi sürdürme yeten...