Montaigne Denemeler Kitabından Not Defterinde Kalanlar “Yaşam”
"...
Senin konuşma figürlerin çok yoğun. Herkes beni kitabımla
tanıyor, kitabım benim içimde. Herkes kitabımda beni, bende kitabımı görsün.
Güzel ruhlar bir dili kullandığı zaman, ona değer katıyor. Yeni bir sözcüğü ele
geçirmek için, çoğu zaman daha güçlü, daha canlı ve kullanılan bir sözcüğü terk
ediyorlar.
Düşünürler ve sanatçılar sözleri ve yazılarıyla dile değer
katarlar. Dile yenilikler getirmekten çok onu bükmek, imkanlarını çoğaltmak,
gücünü artırmak biçiminde yaparlar. Yeni kelimeler getirmekle değil, kelimeleri
zenginleştirerek anlamlarını ve kullanımlarını genişletir, derinleştirir,
onlara bilinmedik tatlar katarlar. Bunu ustaca yaparlar. Bu herkesin harcı
değildir.
Bilimler de her şeyi biraz fazla inceltiyorlar. Herkesin
bilebildiğini tabii yoldan çıkarıp bambaşka yapmacıklı bir kılığa sokuyorlar.
Ben olsam onlar gibi tabiatı sanatsallaştıracak yerde sanatı tabiileştirdim.
Felsefeyi içeren ruh, bedeni de sağlıklı kılar. Huzur ve
rahatın ışığı dışarıdan da görünmelidir. Bilgelik, en açık, sürekli bir neşede
görülür. Felsefe, ruhun fırtınalarını dindirmeyi, açlığı ve hastalığı gülerek
karşılamayı, doğal ve somut yollarla öğretir. Felsefenin amacı erdemdir. Gerçek
erdem zengin, kudretli ve bilgili olmasını, mis kokulu yataklarda yatmasını
bilir. Onun asıl niteliği; tüm bunları ölçülü kullanmayı ve gerektiğinde
kahramanca terk etmeyi bilmektir. Felsefenin insanlara, yaşarken de ölürken de
söyleyecekleri vardır.
“Doğa gizemli bir şiirden başka bir şey değildir.”
Hiç kuşkusuz felsefe, hileli bir şiirden başka bir şey
değildir.
“Kötü bir şair kadar, hiç kimse kendine çok güvenmez.”
Atlayarak, sıçrayarak giden şiirsel tutumu seviyorum. Stilim
ve aklım birlikte başıboş dolaşmaya çıkıyorlar. “Daha çok aptallık yapmamak
için biraz delilik gerekli.” Şiir, tanrıların ilk dilidir!
Kâğıt üzerinde olduğu kadar; ağızdaki sade ve doğal
konuşmayı seviyorum. Dilde de çocukça ve bilgiççe bir tutkuyla yeni deyimler ve
az bilinen sözcükler aranır. Okuyucuların çoğu, kendi bedenlerine bir giysi
bulmuş gibi, benzer biçimde düşünüyor.
“Çocukları jestlerle konuşmaya götüren, benzer şekildeki
konuşma yetersizliğidir.” Aşıklar gözleriyle kavga ediyorlar, barışıyorlar,
birbirlerine yalvarıyorlar, teşekkür ediyorlar, gizlice buluşuyorlar ve son
olarak da her şeyi yine gözleriyle söylüyorlar.
“Sessizlik bile biliyor, konuşmayı ve yalvarmayı.”
Parmakların alfabesi, jestlerin dilbilgisi ve bunlarla dile
gelen, öğrenilen bilgilerden başka dil bilmeyen uluslar var. Konuşmak bana ağır
geliyor. Kiminle konuşuyorsa onun işitmesini ölçü alsın. Sesin yüksekliği ve
ötümü (titreşimli ses), bence bir anlam ve anlatım taşır. Öğretmek için ayrı,
övmek için ayrı, azarlamak için ayrı ses çıkarırız. Sözün yarısı duyana, yarısı
söyleyene aittir. İşitecek olan, seni nasıl alacaksa, kendini ona göre hazırlamalıdır.
Karşı çıkmak için tartışmayı öğreniyoruz, herkes karşı
çıkarken ve aksini söylerken tartışmanın sonucu, gerçeği yitirmek ve yok etmek
oluyor.
Aşk ve dostluk rastlantılara ve başka insanlara bağlı
oluşur; biri aramakla bulunmaz, diğeri yaşlandıkça solar. Kitaplarla kurduğumuz
ilişki ise daha çok bize aittir. Ömrümce yanı başımda, her yerde elimin
altındadır. Sıkıntılı avareliğin baskısından, hoşlanmadığım kişilerin
havasından kurtarırlar, acılarımı törpülerler; saplantılardan kurtarırlar,
içimdekilerden uzaklaştırırlar.
Yaşam denen bu yolculukta bulduğun en iyi hazine
kitaplardır; ondan yoksun kalanlara çok acırım. Daha çok anlayanla, daha iyi
anlayan arasında bir seçim yapmalıyız. Kafamızı doldurmaya bakıyoruz; anlayışı
ve bilinci boş bırakıyoruz.
Bizler yalnız şimdiki bilgileri biliyoruz; geçmişi de
gelecek kadar az biliyoruz. O anki kendi düşüncelerimi oluşturmak için değil,
daha önce oluşturduklarıma yardımcı olsunlar diye kimi yazarların başına ve
ayaklarına şöyle bir dokundum.
Kendimi sağlıksız düşüncelerden kurtarmak için yaptığım tek
şey kitaplara başvurmak oluyor. Beni bu kara düşüncelerden geri çeviriyor,
onları benden uzaklaştırıyor, alıp götürüyor. Bu insanların “okudum” dediğinin,
sizin “duydum” dediğiniz şeyden başka bir ağırlığı vardır. Erdemin uzun sürmesi
nasıl daha büyük olduğunu göstermiyorsa bence de gerçeğin daha eski olması,
daha akıllıca olduğunu göstermez.
Budalalıklar dahi yazıya dökülünce ciddiyet kazanıyor.
Kitaplardan olduğu kadar, kendi gördüklerimden de faydalanıyorum. “Erdem
uzamakla daha büyük olmaz.” “Gerçek ihtiyarlamakla akıllı olmaz.” Örneklerimizi
hep yabancılardan ve kitaplardan edinmek budalalıktır. Çoğunluğun istediği
doğru söz etmek değil, bilginlik taslamaktır.
Bilimin en zoru da bu hayatı iyi yaşamayı bilmektir.
Hastalıkları nen belalısı, bedenimizi sevmemektir. İnsan bilimlerinin en
aşağılığı da bence en yukarıda dolaşanıdır. İstediğimiz kadar yükseklere
çıkalım, yine hep kendi ayaklarımız üzerinde yürümek zorundayızdır. Dünyanın en
yüksek tahtına da çıksak, yine kendi kıçımızın üstünde oturacağız.
Düşüncelerimizin en iyi aynası hayatlarımızın akışıdır.
Yaşamak, yalnız temel uğraşınız değil, ayrıca en şanslı
uğraşınız. Eğer kendi yaşamını incelemeyi ve yönetmeyi bilseydin, çok daha
büyük işler yapabilirsin. Bizim görevimiz kendi yaşam gidişimizi düzenlemek ve
rahatını sağlamak.
Bizim en büyük ve en şanslı işimiz, yaşama uygun olmaktır.
İşlerinin içinden çıkamayan, nasıl bırakacaklarını ve nasıl yeniden
başlayacaklarını bilemeyenler, işlerinin ağırlığı altında ezilip giderler.
Eğitim çiftliğe benzer: Ekmeden önceki süreçler, ekme
ediniminin kendisi gibi belirli ve kolay ama ekilenler canlanmaya ve uzamaya
başlayınca birçok sorun oluşuyor. Eğitici, daha en başta, elinde olan ruhun
erimine göre davransın ve onu kendi yolunun üzerine bıraksın, çocuk kendi
ruhuyla şeyleri tatsın, seçsin ve ayırt etsin: Kimi kez yolu ona açsın kimi kez
de ona bıraksın. Konuları yalnızca eğitici seçmesin, hep kendisi konuşmasın,
gerektiğinde öğrencisini dinlesin.
“Öğretenlerin otoritesi, çoğu zaman öğrenmek isteyenlere
zarar veriyor.”
Öğrencinin gidişini görmek için öğretmenin onu kendi önünde
yürütmesi, onun gücüne ayak uydurması için ne kadar eğilmesi gerektiğini
bilmesi gerekir. Eğer bizler bu aradaki orantıya uymazsak, her şeyi berbat
ederiz.
..."

harika bir kitaptır.
YanıtlaSil