Montaigne Denemeler Kitabından Not Defterinde Kalanlar “Kendini Tanı”
“…
Derler ki bir kenti anlamanın en iyi
yolu o kentte kaybolmaktır. Derler ki şehri terk etmeden şehri göremezsin.
İnsan kendini kaybetmeden ve kendini terk etmeden hakikatli bir kendilik
bilinci geliştiremez; parçalanmadan bütünlüğünü duyumsayamaz.
Biliriz ki nefreti tanımadan sevgiyi,
gözyaşını bilmeden kahkahayı, ateşi bilmeden suyu bilemeyiz. Biliriz ki yaşam
bilmekle kat edilebilir bir şey değil; bilmek de çare değil, yapmak da değil;
asıl olan olma biçimimizdir.
İyi bir sıçrama için birkaç adım geri
çekilmekte fayda vardır.
Damlada denizi görür gibi kişi
kendisinde tüm insanlığı kavrayabilir.
“Ben kitabımı yaptığım kadar kitabım
da beni yaptı.”
Dünya ile akrabalığımı kendi
milletimle akrabalığımdan üstün tutarım. Kendi düşüncemle vardığım yeni
bilgiler bana, sırf tesadüflerle edindiğim hazır bilgilerden daha değerli
gelir.
Her insanda tüm insan halleri vardır.
Okumayı da kendi dışına sarkmak olarak deneyimlemiştir.
Yaşam dediğimiz şeyin, kişinin kendi
düşüncesini aşma düşüncesi olarak düşünülmesi…
Onun eserinin içinden geçerek
adımladığımız kendi maceramızda görürüz ki insan düşüncesinin diplerine
tırmandıkça gerçekliğin tepelerinde gezinmekteyizdir.
Kendini bilmeyi bir iç mekân olarak
düşünürsek, diğer tüm bilme biçimlerimizin niteliği bu iç mekânın
derinleştirilmesine bağlı olduğunu söyleyebiliriz.
Dünya üzerinde bir noktanın kendisine
en uzak nokta yine o noktanın kendisidir.
Okumayı şenlikli bir edime
dönüştüren…
“Yazarların çoğunda, yazan birini
görürüm, Montaigne’de ise düşünen birini.”
“Montaigne’i sevmek kendini sevmek,
kendini her şeye tercih etmektir. Montaigne’i sevmek salt gerçeği değil,
doğruluğu ve sorumluluğu da sevmektir. Montaigne’i sevmek, yaşamımızda hazlara,
aciz tabiatımızın kandıramayacağı kadar yer açmaktır.”
“Kendini bilmeyi, her şeyden önemli
sayıyor.” “İnsan ve her şey yüzünden maskeyi kaldırmalı.”
“Maskesini gerçekten atan insanda
kendi benzerimizi buluruz.”
Dünya durmayan bir salıncaktır.
Doğrudan hiç ayrılmıyorum.
Her insanda, insanlığın bütün halleri
vardır.
Yargılama her şeye uygulanabilir ve
her koşulda kendini hissettirir. Eğer kendimi daha az bilseydim, bir konuyu
tümüyle işleme riskini göze alırdım.
Benim öyküm kendi bulunduğu saate
uymalıdır. Ben hemen değişebilirim, ama rastlantıya bağlı değil, kendi
istencime bağlı.
“Gerçeklikle asla çelişkiye düşmem.”
Benim ruhum her zaman öğrenir
durumdadır ve hep dener. Çünkü her insan, insanın yaşam koşullarının tümünü
kendinde taşır.
Doğa, yürümemiz için bize ayak
verdiği gibi, yaşamımızda bize kılavuzluk etsin diye akıl da vermiştir. Doğayla
sade yoldan görüşmenin yolu, akılla iletişim kurmaktan geçer. Doğa, yumuşak ve
hoş bir yastıktır akıl için; sağlıklıdır, bilgisizlik ve ilgisizlik kafasını
orada rahatça dinlendirebilir.
Kendimizi tanımaktan başka bir şey
yapmayan ben, kendimde sınırsız derinlikler ve çeşitlemeler buluyorum; tüm
öğrendiklerim bana daha geriye ne kadar öğrenmeme gerektiğini duyumsatıyor.
“Kusur korkusuyla suç işliyoruz.”
Her insan kendinin en iyi
eğiticisidir, yeter ki o insan kendini yeterince yakından izlesin.
Kıvrımlı yolların donuk derinliğinde
dolaşmak gerekiyor. Duygularının sayısız niteliklerini seçmek ve ayırmak
gerekiyor. Uzun yıllardan beridir yalnız kendi düşüncelerimi amaçlıyorum;
yalnız kendim için denetliyor, inceliyorum. Eğer başka bir şeyi inceliyorsam
bunu hemen kendime ya da daha doğrusu içimdekilere uygulamak için yapıyorum.
Eğer bu öğrendiklerimi paylaşıyorsam yaptığım şeylerden memnun kalmasam bile,
bu bana yanlış görünmüyor. İnsanın kendini betimlemesinden daha güç bir
betimleme olmadığı gibi, bundan daha yararlısı da olmuyor.
Yalnız iyiye kullanılacak olanlar da
kötüye kullanılabilir. Kendinden daha çok neyi incelemiştir Socrates?
Öğrencilerini kendilerinden söz etmekten başka neye yönlendirmiştir.
Benim sanatım, benim işim yaşamaktır.
Bana kendi sağduyuma, deneyimlerime ve alışkanlıklarıma göre konuşmayı
yasaklayan kimse, mimarın da binadan kendine göre değil de komşusuna göre söz
etmesini buyursun: Kendi bilimine göre değil, başkalarının bilgisine göre.
Ben biçim almamış bir konu olan kendi
düşüncemi başlıca bir iş olarak betimliyorum, bu da bir yapıt olarak ortaya
çıkmıyor.
Kendine tanıklık ederken de bilinçli
olmalıdır. İnsanın kendi değerini olduğundan daha az göstermesi,
alçakgönüllülük değil, aptallıktır. Aristoteles'e göre insanın kendine
değerinden daha az değer biçmesi, çoğu zaman kendine patavatsızca hayran
olmasıdır.
Kendini beğenmişlik düşüncede yatar.
Dilin payı çok azdır. İnsanın zamanını kendisiyle geçirmesi, elbette insanın
kendinden hoşlanmasından ileri gelir; insanın kafasını kendine takması,
kendisiyle uğraşması, kendine çok değer biçmesinden gelir. Bu olabilir. Ama
aşırılık, yalnızca yüzeysel yoklamadan doğar.
İnsanların kendi karakterlerini
geliştirmesi ve kurması, bir şato kurmak gibidir. Bunlar kendilerine bir
yabancı ve üçüncü bir kişi gibi bakarlar. Eğer bir kimsenin kendi bilgisinden
dolayı başı dönüyorsa ve başkalarına yukarıdan bakıyorsa, yapması gereken şey,
bakışını yukarıya, geçmiş yıllara çevirmektir.
Socrates, kendini bilmek için tanrısının
buyruğunu anlayan tek insandı…”
.png)
Yorumlar
Yorum Gönder